7 Mart 2010 Pazar

Günümü kutlama…



Bir kaç gündür yaklaşmakta olan 8 mart kadınlar günüyle ilgili bir çok şey gözüme çarpıyor.

Özel günlere karşı değilim.

Hatta hayatın yoğun keşmekeşliğinde aslında unutmadığımız ama her hangi bir zaman dilimi yaratıp söyleyemediğimiz bir çok şeyin belki de ifade edilişi olabilir diye özel günlere farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyorum.

Bizlere pompalanmaya çalışılan kutlama seramonileriyle yapılmayabilir, ama bir anlığına kendimizi, ya da bizim için özel olanları önemsemek anlamını içerebilirse hiç te fena değil açıkcası.

Tüm özel günleri anlamsız ret edişler yerine kendime göre anlam katarak kutlayanlardanım aslında. Ancak kadınlar gününe hiç sevimli bir gözle bakamıyorum.

Kadınlar gününün kutlanışını, bu kelime yerinde olur mu bilmiyorum ama bir "hakaret" günü olarak algılıyorum.

Mümkünse kimse kadınlar günümü kutlamasın.

Bildiğiniz gibi,ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlamıştı 8 Mart 1857 tarihinde...

Ama polisler bu haklı isteği anlamsız bulmuş olmalılar ki işçilere saldırdılar.İşçiler kendilerini içeriye kilitlediler ve nasıl olduysa bir yangın çıkıverdi birden bire....

Ve içeride mahsur kalarak dışarıya çıkamayan 129 işçi diri diri yanarak can verdi.Ve bu işçilerin cenazesine 100 bini aşkın kişi katıldı.

1975 yılında Birleşmiş Milletler Örgütü o yılı kadınlar yılı olarak ilan etti ve 16 Aralık 1977 tarihinde ise 8 mart kadınlar günü olarak kabul edildi.

O gün bugündür, 8 martta kadınlar günü bir şekilde kutlanıyor.

Çoğunluk ne düşünüyor, ne hissediyor bilemiyorum bugünde ama benim mideme kramplar giriyor söylenen her cümlede, kullanılan her kelimede...

Çok uzun zamandan beri ayrımcılığa uğrayan, hatta ayrımcılığın ötesinde ötekileştirilen kadını bugün de göklere çıkartmak, yapılan her şeyi kabul etmek, onaylamak anlamı taşıyor benim için.Ve kadınlarında bir şekilde bu günün anlamsızlığına ortak olmasını kabulde zorlanıyorum.

Kuşkusuz hazırlanan panellerde, vs.lerde doğru noktalara da değiniliyordur, tamamiyle anlamsız bir seramoninin ötesinde olan çalışmalar da vardır ama onlar dahi var olan gerçeği değiştirmeye yetebilecek güce sahip değiller.

En çok ta “bu emekçi kadınların günüdür” diyenler mideme krampların girmesini devam ettiriyor.

Emekçi olmayan kadın mı var?...

En rahat ortamda,hiç bir emek sarfetmeden yaşamlarına devam edenler dahi "kadın " kimliğiyle ikinci sınıflar, dillerde kullanılmasa da düşüncelerde egemen olan.

Bugün de kadınlara ait söylenen tüm güzel sözler ve düşünceler bir şekilde anlamını yitiriyor benim için.Diğer günlerde söylenen her güzel sözün arkasında yatan söylenmemişleri görmemezliği öğretti yıllar.

Anamız, bacımız, bir tanemizken, dünyada iz bırakmış bir o kadar düşünür, siyasetçi, sanatçının; ardındaki ,gülümseyen dudaklarda görülmeyen gözyaşlarını saklayanlarız.

Herşey bu kadar açık ve netken ,ve de gördüklerimizi görmüyormuş gibi yaşarken birilerinin gerçekten kanıksanmış yalanları hep duyduğumuz yalanları bir kez daha bağıra bağıra şenlik içersinde haykırmasına dayanmıyor bu yürek.

Bugün benim için bir şey yapmak istiyorsan duymadığım şeyleri söyle demek geçiyor içimden, yoksa dağarcığında duymadığım kelimeler, yapabileceğin bir şey yok demektir.

Günümü kutlama yeter....

sanem uçar

2 yorum:

  1. Ne desem ki şimdi:)

    Şu ana kadar okuduğum en aklı başında kadınlar gününe ait bir yazı.

    Zor olmalı bu gerçekle yaşamak.

    YanıtlaSil
  2. Haykırmak istediklerim bu yazıya dökülmüş....

    YanıtlaSil

yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır