2 Haziran 2010 Çarşamba

Neler duydum, neler gördüm....




Lise öğrencisiyken öğretmenler odasının kapısını çalmam gerekmişti. O kapıyı çalmak öylesine zordu ki aslında...

Her zaman sınıfta bir şekilde görmeye alıştığımız öğretmenlerimizin çok daha farklı bir yaşantısı olamayacakmış gibi kabullendiğim tablo, içeri girmem söylendiğinde paramparça olmuştu.

Öğretmen olduktan sonra ise o kapıyı çalmadan önce kafamda oluşturduğum tablo ile, kapıyı çaldıktan sonra gördüklerimle değişikliğe uğradığı gibi daha da değişmeye devam etti.

Bu işi yaptığım sürece de bu değişim devam edeceğe benziyor.

Uzun yıllar sürdürdüğüm bu mesleği gerçekten büyük bir istek ve keyifle yaptığımı söyleyebilirim. Hatta yeniden dünyaya gelebilme şansım olsa yine bu mesleği seçeceğimi çok uzun yıllar dillendirdim.

Geldiğim noktada benim açımdan bir çok şey değişmiş gibi görülüyor. Dürüst olmam gerekirse şu anda hissettiklerimden rahatsız olduğumu söyleyebilirim.

Konusu birebir insan olan her meslek çok değerlidir. Özellikle eğitim bir geleceği içinde barındıran bir olgu olduğu için belki de en fazla dikkat edilmesi gereken konuların başında geliyor.

Bu mesleği yine aynı yoğunlukta belki de eskisinden çok daha fazla önemsiyorum. Ama yazacaklarımdan çoğu kişinin bana karşı olabilme olasılığını göze alarak itiraf etmek istiyorum ki, eğitimcilerin büyük bir kısmından midem bulanıyor artık.

Eğitimin anasınıfından, yüksekokuldaki gençlerine kadar her yaş grubuna ders vermiş biri olarak geldiğim bu nokta gerçekten içimi acıtıyor.

Bir toplumun yapı taşları olan çocuklarımızı, gençlerimizi yanlış insanların eline bırakmış olduğumuzu bir şekilde görmek tarifi imkansız acılar bırakıyor yüreğimde.

İki lafı bir araya getirmekten aciz kişilerin yönetici koltuğunda oturarak geleceğimizle böylesine oynaması aklı başında kişilerin kabulde zorlanması gereken bir davranış.

Eğitim ve öğretim adına sürekli olarak tekrarlanan yanlışlar, doğruyu göstermeye çalışan insanların anlaşılamaması, çocuklarımıza ahlak ve erdemlerden söz ederken, ahlak ve erdemden yoksun eğitimcilerin gün geçtikçe nicel olarak artması çok büyük bir tehlike.

Kendini yetiştirmek gibi insanca bir olgudan yoksun, ego tatminine yönelik davranışların arasında ne yapacağını bilemeyen gözlerin fazlalaştığını, ardından anlamsızlaştığını ve sisteme entegre oluşuna tanıklık etmek kolay katlanılacak bir durum değil.

Bunca yılın sonunda etrafımda gördüklerim; günü kurtarmaya yönelik anlamsız çabalar, hayatta kalabilmek için her türlü yalakalığı yapabilecek davranış şeklinin meşrulaşması, yalanla dolanla en yakın arkadaş olmuş meslekdaşlarımın sayıca artmış olması.

Gifted- Emily Mantell
video


Yukarıdaki videoyu ilk izlediğimde bunca yılın ardında duyduğum ve gördüğüm, tanık olduğum bir çok anlamsızlıktan uzaklaşmak istememe rağmen uzaklaşamama nedenim çocuklarımız aklıma geldiğinde ben gözyaşlarımı tutamadım.

Abarttığımı düşünüyor olabilirsiniz. Ama hayır abartmıyorum.

Tüm varlığımız, üstüne titrediğimiz bu minik insanlar kollarımızın arasına bırakıldığında hepsi birbirinden farklı, kendine göre özellikleri olan, ve mutlaka güzelleşebilecek ve gelişebilecek varlıklardır.

Eğitimimizde bir çok anlamda devrim yaptığımıza inanarak bilimsel yaklaşımları da göz ardı etmeyip çoklu zeka olgusunu uygulamaktan dem vurabiliriz.

Yada daha başka eğitim modelleriyle daha iyi insan yetiştirmek adına iyi şeyler yaptığımıza inanıyor olabiliriz.

Ancak bütün bunların yaşama geçebilmesi ve elimize verilen her minik insanın gerçek anlamda birey olabilmesi için o teslim edilen ellerin birey olabilmesi gerekir.

Ve ne yazık ki eğitimcilerimiz birey olmaktan o denli uzak ki!

Herşeye rağmen işini gönül vererek yapmaya çalışan eğitimcilerimiz yok değil, ancak nicel olarak bunların azlığı durumu kurtarmaya yetmiyor.

Her ne kadar yenilikçi bir eğitim sistemini uyguluyoruz diye ortaya çıkmış olsak ta yanlış kişilerin ellerinde, tek bir tip insan oluşturmaya yönelik çalışmalardan öteye gitmiyor yapılanlar.

Çünkü eğitim bir süreç işidir ve bu sürecin doğru bir seyir izlemesi doğru modellerle söz konusu olabilir. Ve bizim modellerimizde içler acısı durumda olduğundan gelecek günler için umutlu olmanın bir anlamı yoktur.



sanem uçar

1 yorum:

  1. Çevremde yalnızca alacağı maaşı düşünen o kadar çok öğretmen var ki...Benim de çok canımı yakan bir gerçeklik bu durum.Kendini gelişirmekten aciz,sorunlu bir sürü öğretmen.En kötüsü de öğrencisine birey olarak saygı duymayanlar...
    "KARŞINDA DERS VERDİĞİN ÖĞRENCİLERİ,
    BUGÜNKÜ YAŞLARI VE SEVİYELERİ İLE GÖRMEYECEKSİN.
    ONLARI GELECEĞİN ÜNLÜ OLACAK BÜYÜK İNSANLARI VE BAŞARILI SANATKÂRLARI OLARAK GÖR VEHER BİRİSİNE BUNA GÖRE MUAMELE ET.BEN, ÖĞRETMENLERİMDEN EN ÇOK HATIRLADIĞIM VE DERSLERİNDEN
    FAYDALANDIKLARIM, BANA BÜYÜK MUAMELESİ YAPANLARDI."Atatürk

    YanıtlaSil

yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır