29 Eylül 2012 Cumartesi

Millie Brown


Sanat kavramı insanlar var olduğu sürece tartışılmaya devam edecektir diye düşünüyorum.Ve doğal olarak genel anlamda onu tanımlamaya çalışırken ortaya çıkan her tanım ,içinde mutlaka eksik bir şeyleri barındıracaktır. Sanat, bir yerde var olan nesnel koşullara bir baş kaldırı ve ret etme üzerine kurgulansa bile herşeye rağmen sanatçılar içinde yaşadıkları çağın nesnel koşullarından tamamiyle kopukta olamazlar. Günümüz insanı sanatın her alanında oldukça farklı eserlerle karşı karşıya olup artık neredeyse takip edilemeyen akımlarla iç içe geçmiş bir sanat yumağının içinde sanki debelenmekteler.  Bu da çağımızın kaos ortamına son derece uygun bir özellik gösteriyor gibi. Sanat tarihçilerini bilemeyeceğim ama ben kendi adıma sanatın içinde yer alan biri olarak yeni oluşumları takip etmekte, bazen içime sindirmekte zorlanıyorum.

İnsanlığın geçirdiği evrimlerle doğal olarak yaşama biçimi de değişirken sanata bakış açısının da değişebileceğini gayet iyi biliyorum. Ve doğal olarak her toplumda sanat için farklı açıklamalar farklı görüşler kendiliğinden oluşacaktır. Bu anlamda bir çok açıklama yapan ve kendisini sanatı tanımlamaya ve anlamaya yönelik çalışmalar yapan kişilerin tanımları ve açıklamaları yine de bazı şeyleri anlamamda bana kolaylık sağlamıyor.

Örneğin Thomas Munro'nun sanatı tanımlarken; "sanat doyurucu estetik yaşantılar oluşturmak amacıyla dürtüler yaratma becerisidir."  cümlesini ele aldığımda bazı sanat eserlerini anlamakta zorlandığım için artık sanatçılar bu dürtüyü oluşturmuyor mu acaba? diye sormadan edemiyorum. Yani bugüne kadar elimden geldiğince sanatı anlayabildiğimi iddaa etmiş olsam da son zamanlarda izlediklerim ve gördüklerim karşında sanatı hiç anlamadığımı söylemeye her an başlayabilirim. İçinde yaşadığım çağ bu kadar mı anlatılması zor bir çağ acaba ki sanatçıların eserleri karşısında günlük hayatta içine düştüğüm bıkkınlık, iğrenme ve neredeyse hayattan kopuş  durumuyla karşı karşıya kalıyorum.

Aslında lafı fazla uzatmak niyetinde değilim. Bu düşünceyi özellikle kızım Ilgın'la birlikte geçen gün Millie Brown adlı performans sanatçısının yaptıklarını izledikten sonra çok daha yoğun olarak hissetmeye başladım. Onca eğitimim boşuna gitmiş gibi bir duygu içine  düştüm. Kendimi ilerici bir insan konumuna koymama rağmen son derece gerici bir tip gibi hissettiğimi fark ettim.

Bu sanatçının yaptığı eseri nasıl yaptığını görmeden görmüş olsaydım yaptığı resim hakkında çok farklı şeyler de söyleyebilirdim üstelik. Pekii yapılış esnasında kullanılan malzemeler beni niye ilgilendirsin ki? Öylesine çelişik duygularla iç içe kaldım ki bazı şeyleri bilmek gerçekten insan olduğumuz ve insani özelliklerimiz sayesinde kabul yada tam tersi ret ettiğimiz konuların içine girdiğinde bakış açılarımızın değişkenliğini kendi üzerimde gözlemledim.

O zaman öncelikle Millie Brown kimdir? tanımaya çalışalım.






Millie Brown genç bir İngiliz sanatçı. İçinde taşıdığı göçbe ruh sayesinde Avrupa 'nın çeşitli ülkelerinde yaşayarak alışagelmiş düzenli bir hayatın tamamiyle dışında  terkedilmiş binalar, kamyonların içinde yaşanan serseri yaşam ve doğal olarak maceraperest bir yaşantının ardından 17 yaşında  performans sanatıyla ilgili bir eğitim için İngiltere'ye dönmeyle son bulurken ister istemez yaptıklarıyla kendisinden söz ettirebilmeyi başarabilmiş bir sanatçı.

Gökkuşağı adını verdiği performans gösterisi için iki gün aç kalarak midesini tamamiyle boş bıraktıktan sonra boyaları içip sonra onları kusmasıyla oluşturduğu tablo sanat tarihinde nerede yer alacak şimdilik bilinmezliğini koruyor.

Bu performansıyla dikkatleri üzerine çekmesine rağmen eleştirilere de maruz kalan sanatçı çeşitli sanatçılarla birlikte performanslarını sergilemeye devam etti. Bu sanatçıların arasında  Lady Gaga, Nick Knight ve Ruth Hogben gibi sanatçılar yer almaktadır.

Hakkında daha detaylı bilgilere sahip olmak  isterseniz kendi bloğunu inceleyebilirsiniz.

Şimdi ise gökkuşağı  performansını sergilediği bir videoyu birlikte izleyelim. Daha sonra yaptığı sanat hakkında konuşmaya devam edebiliriz. Ben henüz nereye koyacağımı yada kabul edip etmeyeceğimi bilemiyorum.

Millie Brown

3 yorum:

  1. Neredeyse takip edilemeyen akımlar beni açıkçası kıyıya vuran adına dalga bile diyemeyeceğimiz dokunuşlar kadar bile etkileyemiyor haliyle;ama adına performans denebilen,daha öteye de gidemeyen yukarıda anlattığın olayla ilgili videoyu açmak istemiyorum.Ama ilginç bir olay!

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Sanem,

    Gerçekten alışagelmiş normlarla olaya baktığımız zaman kelimenin tam anlamıyla tiksindirici bir şey bu. Performans sanatı 1960 lı yıllarda ortaya çıkan bir sanat anlayışı. Canlı olarak izleyicinin önünde yapılan bir gösteri aslında. Bunu yaparken sanatın bir çok yanı doğal olarak kullanılır. Aynı zamanda kavramsal sanat olarak ele alacağımız bir tanımlamada ise alışagelmiş heykel, resim gibi bir amaçla ortaya çıkan eserler üretmek yerine geleneksel gereçlerin dışına çıkarak eser oluşturmaya çalışırlar. Çünkü kapitalist sistemde sanat adına ortaya çıkan her eser bir meta olarak ticari bir maldır. Buna karşı durmak adına ortaya çıktığını söyleyebiliriz ve kökeni ta Dadacılığa kadar uzanır.

    Herşeyden önce alıştığımız sanat algıılayışıyla hiç bir bağları olmamasına rağmen bir anlatıları olmak zorundadır.

    Bu performans gösterisinde ortaya çıkan tablo önemli değildir. Belki ilerleyen zaman içersinde sanattan nemalanmak adına ortaya çıkan bu yapı sanat adı altında resim şeklinde bir yer bulabilir ama burada bir bütünlük içersinde sanatçının giyiminden duruşuna, kullandığı malzemeye arka fondaki müziğe ve ne yazık ki kusmuğuna kadar hepsi performans sanatının içersinde yer alır. Bir bütün olarak sanat "performans sanatı " diye adlandırılır. Yani o boyaları kustuğu tuval üzerinde oluşan şey anlatmak istediği düşünce için oluşturulmuş bir nesnedir yani resim değildir. Amaç burada resim yapmak değil.

    Kuşkusuz bu performansında bir anlatısı vardır. Sen zaten bu anlatının peşinde değilsin anladığım kadarıyla. Gerçekten şok edici bir görüntüdür. Performans sanatı içersinde gerçekten önemli bir gösteridir. Ben ise bu performans sanatçısının aynı şeyi tekrarlamasından hoşlanmıyorum. Farklı mekanlarda , farklı renkler kullanılarak ama hep kusarak tekrarlanan bu performansların özelliği kalmamıştır.

    Senin alanından bakarak söyleyecek olursak John Cage in 4' 33'' lik eseri de müzik açısından çok çarpıcı bir eserdir ve bu anlamda bir çeşit performans sanatıdır. Ve John Cage buna devam edip, 5' 57'' yada 10'' gibi eserler üretseydi durum aynı olacaktı.

    Millie Brown da performans sanatçılığına devam etmek istiyorsa kusmaktan artık vaz geçmelidir. Tekrarlanan bu gösterilerle biz kusmaya başladık çünkü:)

    YanıtlaSil
  3. Gerçekten iyi bir açıklama olmuş. Özellikle John Cage'in 4' 33'' eserini örnek olarak vermen çok daha iyi olmuş. Gerçekten de zamnında John Cage in bu eseri büyük bir patırdı kopartmıştı. Bu aşamada tam tersine performans sanatçısının anlatımı ile yakından ilgileniyorum diyeceğim. John Cage bu eseri yaparken sessizliğinde bir ses olduğunu ve sessizliğin içinde onlarca sesin var olduğunu kanıtlamaya çalışırken bu süre içersinde kendi iç dünyamızdaki sesleri duymamızı istiyordu. Kusursuz bir anlatım ve hadi performans sanatı diyelim kusursuz bir performans sanatı.

    Ancak burada ben ne anlatmak istediğini gerçekten anlayamıyorum ve sorun da buradan kaynaklanıyor. Anlatmak istediği duygu ve düşünce kusma eyleminin öylesine gerisinde kalmış ki burada gerçekten sadece marjinal olmaya yönelik bir davranış var gibi gözüküyor.

    Açıklamalarında bu performans için iki gün aç kaldığını ve boyaları midesinde en fazla beş dakika gibi kısa bir süre tuttuğu için gerçek kusma eylemindeki o kötü kokuların oluşmadığını falan anlatmaya çalışıyor. Ben gerçekten burada da değilim. Ressamların yada diğer görsel sanatçıların kullandıkları araçlar arasında bilmediğimiz pek çok şey kullanılıyor. Hatta görsel sanatları geçtim, normal hayatımızda parfüm olarak kullandığımız bir çok şeyin içinde de hiç hoş olmayan şeyler mevcut. Ben sadece bu performansta kusma eyleminin ne amaçla yapıldığını bir türlü anlayamıyorum. Dediğin gibi performans sanatında bir çok şey kullanılır ama yine dediğin gibi bir anlatım için. Burada nasıl bir anlatım var çözemiyorum. Herşey kusma üzerine endekslenmiş gibi ve bu da oldukça itici.

    YanıtlaSil

yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır