
Son zamanlarda etrafımızda sıklıkla gördüğümüz cümleler nelerdir, hiç dikkatinizi çekti mi?
Benim gözüme çarpan bir kaç cümleyi yazayım;
"Geç kalmaktan değil, vazgeçmekten korkun"
" Ruhsal zekanız ne kadardır?"
"Gülümseyin, beyninizi besleyin"
"Başarınızı görünür kılın"
"Fark etmez demeyin, fark eder"
"Geçmişin geçip gitmesine izin verin"
Uzayıp gider bu sözler bu sebeple bu kadarı yeter diyeceğim. Pekii nedir bunlar?
Bizleri, sözüm ona bu anlamsız hayatta daha başarılı ve tutunabilen kişiler yapabilmek adına işin içine bilimselliği de kattıklarını iddaa ederek, insanların ne yapacaklarını daha da bilemez bir hale getiren sistemin araçlarından sadece bir tanesi diyeceğim.
İletişim araçları vasıtasıyla hemen her yerden bir şekilde bizlere ulaşabilen kişisel gelişimimizi güçlendirmeye yönelik sloganlarla dolu bir dünyada tamamiyle mekanik bir halde yaşadığımızı sanırım çoğumuz farkında bile değil.
Bana göre işin en trajik tarafı bu anlamda öğütlerle dolu cümlelerin son derece doğal hale gelmiş olması. Bol miktarda ne yapacağını sana fısıldayan ve psikolojinin tamamiyle tersi bir mantıkla sizi başkalarıyla kıyaslayarak en iyi olarak değerlendirilen kişilerin kapasitesine gelmenizi sağlama yöntemleriyle dolu söylem biçimleri...
Bireyi olduğu gibi kabul etmeyen ve sistemin istediği biçime gelebilmesi için aslında bireyi ret eden, ama sanki bireyin yanındaymışcasına uzatılan anlamsız yardım eli....
İşin en acı tarafı insanı gittikçe mekanikleştiren bir yapıyı gizleyerek tam tersi bir söylemle karşımıza çıkmaları. Reçetelenmiş ve kurallar haline getirilmiş kavramlarla tek tipte insan oluşturmaya yönelik bir amacın çoğunluk tarafından fark edilmeyerek gittikçe artan bir ivmeyle ihtiyaç duyulur hale getirilmiş olması gözden kaçan taraflar...
Uzun zamandan beri insanların gittikçe yalnızlaştığı ve kendi kabuğuna çekildiği bilinen bir gerçek. Doğal olarak bir şekilde iletişim şeklimizin değişmesi ve birbirimizle iletişim halinde olamamanın beraberinde getirdiği bir çok sancıyla yalnızlaşan insan, mutsuz. Mutsuzluk beraberinde başka olumsuzlukları yaratırken katlanarak büyüyen bir yalnızlığı var insanın.
Sadece yalnızlık mı?
Hayır, aynı zamanda başarısızlık, umutsuzluk şeklinde başka iç açıcı olmayan duyguları da taşımakta insanoğlu.
İşte tam bu aşamada karşımıza çıkmakta psikoloji. Herşeye rağmen çözüm bulmaya yönelik çabaları olmakla birlikte son zamanlarda var olan sisteme insanı entegre etmenin dışında bir şey yapamayacağını anlayabilmiş olması psikolojinin yerini Yaşam Koçlarına vs. bırakmış olduğunu ortaya koyuyor.
Psikolojinin en azından kendine özgü etik bir duruşu varken, "Yaşam Koçluğu" gibi son zamanlarda türeyen bu yeni olgunun hiç bir etik tarafı da yok üstelik. Gittikçe artan bir ihtiyaçla piyasaya bu anlamda sürülmüş onlarca kitap serilerinden kazanılan parayla ve seanslarla yine birileri çok mutluyken, kitapları okuyanlar tarafından uygulamaya sokulan eylemlerle karman çorman olmuş bir ilişki yumağının tam ortasındayız.
Çok daha iyi bir eş, çok daha iyi bir anne yada baba, başarılı bir insan gibi misyonlarla kuşattığımız benliğimize kendimizle hiç uyuşmayan bir elbise giydirdiğimizi ne zaman fark edeceğiz?
Kaybettiğimiz zaman mı?
Yoksa kaybettiğimizi farkına bile varamayan aşamada mıyız?
sanem uçar