-Muazzez İlmiye Çığ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
-Muazzez İlmiye Çığ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2010 Cumartesi

Sümerler de Müzik 4


Bu son bölümü sevgili Muazzez İlmiye Çığ ın kendi söylemiyle vermek istiyorum. Çünkü son derece sıcak kendine özgü tavrıyla anlaşılması kolay bir şekilde sunmuş tüm bilgileri...

"Yazılı Belgeler, Kabartmalar ve arkeolojik bulgulardaki bilinen;

Telli Çalgılar

Bunlar yüksek kalitede sayılıyorlar: arp, lir, ut gibi. İÖ 2700 yıllarına tarihlenen Ur kral mezarlarında bulunan arp ve lir çalgılarının ağaç kısımları bozulmuş, yalnız süs olarak yapılan kakmalı kısımlar kalmıştı.

harps

Lirler çeşitli şekillerdeydi: bir kısmı simetrik, bir kısmı ise büyüklü küçüklü. Ayakta veya oturarak çalınıyorlar. İki kişi tarafından çalınan büyüklükte olanlar da vardı. Arplar, lirden daha küçük olup ya oturarak veya ayakta çalınıyor.

Asur kabartmalarında, lir ve arpın yürüyerek çalındığı da gösterilmiş. Uzun saplı saz veya ut’a benzer telli bir müzik aleti de İÖ 2000 yıllarından önceki kabartmalarda görülüyor. Onun da kutusu küçük; ama parmakların basıldığı yerin uzunluğu değişiyor. Bu, çoğunlukla iki tel ile çalınıyor. Yalnız, bunu çalanlar genellikle çıplak oluyorlar ve çalarlarken çeşitli vücut hareketleri yapıyorlarmış.

III. Ur krallarından Şulgi, bu sazı eline alır almaz çalabildiği ile övünüyor bir metinde. Daha geç Asur çağında, kanuna benzer bir çalgı da bulunduğunu o zamana ait resimlerden öğreniyoruz. Hatta çalgı ile birlikte oynayanlar da görülüyor. Telli sazlar elle veya mızrapla çalınıyor. Bu çalgılara ait parçaların adlarının Sumerce oluşu, Sumerliler tarafından yapıldıklarını gösteriyor.

Nefesli Sazlara Gelince:

Bunlar kamıştan, ağaçtan, kemik veya madenden yapılıyordu. Çeşitli büyüklükte olup bazıları düz, bazılarının uç kısmı kıvrık oluyor.

Çift flütler de var ve bir hayli yaygın bunlar. Ur kral mezarlarında çift flüte ait gümüş parçalar bulundu. Kazılarda, tarihten önceki çağa ait kilden yapılmış ve parmakları koyacak delikleri olan bir flütün parçaları ele geçti.

haulos2

Yine bir kazıda, 3000-2500’lere tarihlenen bir taş kabartmada trombon çalındığı görülüyor. Bunlar yüksek ses verdiğinden, genellikle işçileri toplamak için çalınıyormuş.

Bir Sümer ilahisinde öküz boynuzunun “gum.ka” sesini veren bir müzik aleti olduğu yazılıyor. Diğer bir ilahide keçiboynuzu, bir başkasında da lir ve trampet eşliğinde söylendiği yazılmış.

Orak biçiminde bakırdan vurarak ses çıkaran bir tür zil, yine bakırdan kurbağa biçimli bir çalgı bulunuyor bunların arasında.

Vurmalı Çalgılar

Bunların başında davul var. Metinlerde def, dümbelek gibi çalgıların üzerlerine deri kaplandığı yazılıyor. Bunlar genellikle diğer müzik aletlerine eşlik ederek çalınıyor.
Boks veya güreşlerin davul eşliğinde yapıldığını gösteren kabartmalar da var. Bazı davullar çok büyük oluyor ve iki kişi tarafından çalınıyor. Bunu kadınlar da çalabiliyor.
Askeri merasimlerde de davul çalındığı anlaşılıyor. Arp ve lir ile lirik aşk şarkıları, flüt ile ölü törenlerinde, ağıtlarda acıklı şarkılar çalınıyor. Kral Şulgi bir metinde, “Her tür çalgıyı çalarım. Fakat flüt asla! Çünkü o bana ölümü hatırlatıyor.” diye anlatmış.

Metinlerde şarkıların türleri sıra ile yazılmıştır: büyük şarkı, uzun şarkı, çoksesli şarkı, toplu olarak söylenen şarkı, kutsal şarkı, gemici şarkısı, Kalu rahiplerinin şarkısı, müzisyenlerin sanat şarkısı, sihir şarkısı, kahramanlık şarkısı, erkeklik (güçlülük) şarkısı, çalışan kadınların şarkısı...

Yemeklerde, ziyafetlerde de müzikli eğlenceler yapıyorlardı. Mari şehrinde bulunmuş bir metinde, tanrıça İştar/İnanna şerefine yapılan bir kral ziyafeti anlatılmış. Bunda bir Kalu rahibi davul eşliğinde şarkı söylemeye başlayınca, kral ayağa kalkıyor. Başka bir Kalu rahibi de halhaltu davulu ile erşemma şarkısını tanrı Enlil’e karşı söylüyor.

Daha sonra yemek yeniyor. Arkadan hokkabazlar hokkabazlık yapıyorlar. Onları güreşçiler izliyor. Arkadan akrobatlar gelip hünerlerini gösteriyorlar.

Bunlardan sonra kadınların elbiselerini çıkardıkları yazılıyor. Bu bir striptiz gösterisi miydi, yoksa, Konya’daki oturak eğlencesinin başlangıcı mıydı?

Sümer’de, bir de Mevlevi dervişlerinin eller yukarıda dönülen danslarına benzer bir dansları var. Bu dansa, tanrıça İnanna’dan başka kadın katılamıyor. Buna göre, Mevlevi dansı da Sümer’den gelmiş görünüyor.

Böyle törenlerde bunlardan başka taklitler, güldürücü söz ve hareketler yapılıyor; hatta yılan bile oynatılıyormuş.
Tanrıça İnanna ile ilgili ayın yedinci gününde (hilal olduğunda) yapılan bir kült eğlencesinde, önce İnanna kutsal su ile yıkanılıyor ve üzerine kraliçelik elbisesi giydiriliyor; eğlendiriciler de saçlarını şekillendirip boyunlarına renkli kurdeleler bağlayarak ortaya çıkıyorlar.

Davullar, dümbelekler eşliğinde arplar çalıyor, şarkılar söyleniyor. Bu arada kadın kıyafetine girmiş erkekler, erkek kıyafetine girmiş kadınlar ip atlayarak, çember çevirerek çıkıyorlar ortaya. Mızraklı, kılıçlı olanlar, arp taşıyanlar, erkek fahişeler ve kadın fahişeler tanrıçanın önünden geçiyorlar. Büyük bir eğlence!..

Müziğin koruyucusu, bilgelik tanrısı Enki/Ea. Müzikte dördüncü tel veya notaya onun adı verilmiş. O aynı zamanda büyünün, sanatçıların ve yazarların da tanrısı.

Yeni çalışmalarda, Sümerlilerde nota şeklinde işaretler olduğu ve bugünkü gibi 5 çizgiye göre seslendirildiği anlaşıldı.

Sümer’de müzik okulları vardı ve eğitim 3 yıl sürüyordu. Bu eğitimi bitirenler, önemli profesyonel bir sınıf oluştururlardı. Bazıları sarayda yüksek memur olarak çalışırdı. Üçüncü Ur devrinin ikinci kralı Şulgi’ye ait bir ilahide, 3 telli bir sazı ne güzel çaldığı yazılmış. Daha önce de sözünü ettiğimiz gibi, kendisi de her çalgıyı çalabildiğini, yalnız ölümü hatırlattığı için flütü çalmadığını söylemiş.”

Evet gerçekten müzik adına son derece önemli şeylerin yapıldığı ortada. Bir çok yönden verdiği bu bilgiler için sayın Muazzez İlmiye Çığ a bir kez daha teşekkür ediyor, onun gibi gerçek aydınların çok az kaldığı ülkemizde yaptıklarına daima minnettar kalacağımızı -kendi adıma- söyleyebilirim.

sanem uçar

1 Mart 2010 Pazartesi

Sümerler de Müzik 3


Müziğin tarihini incelediğimizde ilk çağlarda genellikle bilinmezlik karşısında duyulan korkuların bir şekilde yok edilmesi amacıyla vurmalı çalgılara daha fazla eğilim olduğunu görüyoruz.

Örneğin Mısır da bugün dahi kullandığımız sistron adlı çalgı, önceleri kötü ruhları kovmak amacıyla kullanılıyordu.

Anlaşılabilir bir davranış şekli.

Daha sonra bilinmezliğe karşı bir düşünüş şekli geliştiren insan korkularının bir kısmını yok ettiği andan itibaren yaşamın her alanında müziği bir şekilde kullanmıştır.

Müzik her zaman duyguların ve düşüncelerin bir şekilde aktarım aracı olarak kullanılmıştır.

Sümerleri incelediğimiz zaman Mari kentinde bulunan bir metin de tanrıça İnanna şerefine yapılan kral ziyafetinde müzikli eylencelerin düzenlendiğini görüyoruz.

Yapılan arkeolojik buluntular sayesinde örneğin Ur kral mezarlarında 8 lir ve 2 arp bulunmuştur.

Resimde de görüldüğü gibi oldukça kapsamlı bir arp bu.

harp1

Bu bulgularda özellikle beni oldukça heyecanlandıran bir bölüm vardır.

Bu öğrencilere yapılan sınavda müzikle ilgili bir sorudur.

Sorunun yanıtını açıkcası bilmiyorum:) ama soru şu;

1-Nannar şarkısını, namgala, namena şarkılarını biliyor musun?

2-Namgina şarkısını ve bir şarkının çeşitli bölümlerindeki kısımlarını ve sonlarını biliyor musun?

Bugün dahi eğitim sistemimizde müzik dersini bir hiç yerine koyarken, uygulamalı ders olarak sadece sözlü sınavlarla geçiştirdiğimiz müzik dersi o dönemlerde yazılı sınavı olan bir ders aynı zamanda....

Şimdi yine sayın Çığ ın cümlelerine dönelim;

“Sümerlilerde müzik son derece önemliydi. Onlar için bir annenin çocuğuna söylediği ninni, bir çobanın kaval çalması, bir yayığın çalkanırken çıkardığı ses hep birer müzikti. Tapınaklarda tanrıları memnun etmek, sakinleştirmek için devamlı müzik yapılırdı.

Düğünlerde, bayram ve ölü törenlerinde müzik hep başta gelirdi. Ayrıca, şehrin büyük meydanlarında çeşitli çalgılar ve şarkılar eşliğinde halkın eğlenerek dans ettiği, metinlerden de anlaşılıyor.

Müzisyenler kadın ve erkeklerden oluşuyordu. Şarkılar, genellikle tapınağın şair rahipleri tarafından yazılır, müzisyenleri tarafından bestelenirdi.

Bu arada halk ozanları da bulunuyordu kuşkusuz. Şarkılarda, koro ile söylenecek yerler ve bunların hangi çalgılar eşliğinde seslendirileceği belirtilmiştir. 10 kadar müzik aletinin adı yazılmışsa da bunlardan bazılarının ne olduğu maalesef anlaşılamıyor. “

Görüldüğü gibi müzik öylesine yaşamla iç içe ki bu koşulda müziğin kuşkusuz gelişmiş olması gerekiyordu.

Bu anlamda sizlere önereceğim bir albüm var.

Janet Smith in "Seven Modes for an Ancient Lyre" adlı albümüdür. Bu albümden bir kaç parçayı aşağıdaki linkleri tıklayarak indirebilirsiniz. Ancak parçalar tam değildir, sadece sizlere bir fikir verebilmek amacıyla konulmuştur.

janetsmith

Dervish

Song Of Seikilos

Jai Dragon

Evet şimdilik Sümerler de müziğin nasıl ele alındığını açıklamaya çalıştım. Bundan sonraki bölümde elimizdeki müzikle ilgili tüm kaynakları aktaracağım.

sanem uçar

28 Şubat 2010 Pazar

Sümerler de Müzik 2


Özellikle Mezapotamya topraklarının son derece bereketli topraklar olduğu aşikardır. Bu yazı dizisini hazırlarken yine topraklarımız arasında yer alan Şanlı Urfa yakınlarında bulunan Göbekli Tepe ile ilgili yeni buluntuların yarattığı heyecanla birlikte kargaşayı da izledim.

Tamamlanması 10 yılı bulacak bu yeni buluntular gerçekten beraberinde bir çok tartışmayı beraberine getirdi.

1994 yılında sürüsünü dolaştıran bir çoban tarafından bulunan bu harabeler,Alman Arkeoloji Enstitüsü görevlisi Klaus Schmidt in bölgeye gelip incelemeler yapmasıyla şu anda herkesi düşündürecek bilgilere ulaşmış durumda.

Şu ana kadar yapılan araştırmalar sonucu,burada bulunan bulguların Buzul çağından sonra insanlar tarafından inşa edilen bir tapınak doğrultusunda gelişen bilgilerle uygarlık tarihini çok daha öncelere çekmişe benzer.

Takipcisi olacağım bu çalışmaları ve çalışmalar esnasında ortaya çıkan tartışmaları bir kenara koyuyor müzik açısından bilmediğimiz yönleriyle bu topraklara bir kez daha uzanıyorum.

1972 yılında Amerika Berkeley Üniversitesi’nden Prof. Anne Darffkorn Kilmer ve Belçika Liége Üniversitesi’nden müzikolog Duchesne-Guillem birlikte çalışarak bir çok sır içinde barındıran bir tableti çözdüler.

Bu tablette öncelikle matematik gibi algılanan bazı konuların matematik olmadığı matematiksel bir yaklaşımla müzikten söz ettiğini çözdüler.

Muazzez hanımın açıklamasıyla konuya devam edeyim;

"Matematik konulu tablette, bir müzik aletinin tellerinden söz edildiği görülüyor. Bu tel kelimesinin konuya uymadığı anlaşılıyor. Yunancada tel ve nota kelimelerinin aynı olduğuna dayanarak, bunun da tel ve nota anlamına gelebileceği düşünülüyor.

Ve hakikaten bu kelimenin nota olduğu anlaşılıyor. Bir sıra rakamların 9 telli bir müzik aletinin tellerini gösterdiğini saptadılar. Bu rakamlar çıkacak seslere göre sıralanmıştı. Bir kısmı da müzikte gam çizgisini ifade ediyor. Bunlar tarihte ilk yazılı gam ve anlaşılır bir müzik sistemini gösteriyor.

Bu tablet, İÖ 1500 yıllarına ait olup müzik tarihini ve müzik teorisini, ilk notayı bulan olarak bilinen Yunanlılardan 1000 yıl önceye aittir.

Sumer metinlerinde de notayı, gamı gösteren bölümler bulundu. Müzik terimlerinin Sumerce oluşundan dolayı da onların Sumerliler tarafından bulunduğu sonucuna varılıyor.

Müzikte iki sistem bulunuyor: Biri tam anlaşılamayan Sümer sistemi, diğeri daha iyi anlaşılan Akad sistemi.”

tablet

Bu doğrultuda sistemi çözen bu kişiler oldukça ilginç sonuçlarla karşı karşıya kaldılar.Hatta bazı şarkıların nota ve sözlerine ulaştılar.Bu melodiler diyatonik tarzda yazılmış müziklerdi. Sadece bazı melodilerin ritimleri bilinmemektedir.

Böylelikle uzun zamandır batı ya özellikle antik Yunan a mal edilen notaların hatta bazı müzik tonlarının çok daha önceden kullanılıyor olması yıllardan beri terk edilmiş bir gerçek olmakla birlikte, hala bunun müzik eğitimi kitaplarına ulaşmamış olması düşündürücüdür.

Bu melodilerde bugün de kullandığımız notalar arasındaki geçişlere rastlayabiliyorsunuz.

Bu çalışmalarını "Sounds from Silence" adlı kitap ve bir albümle müzik piyasasına sunulalı yıllar oluyor.

İzin verirseniz şimdi bu döneme ait bir ezgiyi görüntülü olarak izleyelim

Hurrianlara ait bu ezgi Sümer çivi yazısıyla yazılmış eserlerden sadece bir tanesi.

Bundan sonraki bölümde bu eserlerin tamamı olmasa da bir kısmını link olarak vereceğim Sümerler de müzik konusuna devam ederek tabii.

Sümerlerde müzik öylesine gelişmiş bir durumdaydı ki öncelikle bir çoğumuzun bilmediği bu gerçeği paylaşmak istedim .

sanem uçar

20 Şubat 2010 Cumartesi

Sümerler de Müzik 1







İlkçağ uygarlıklarıyla ilgili müzik konusundaki bilgiler çok fazla aydınlatıcı olmamakla birlikte son yıllarda ortaya çıkan bulgularla eksik kalan kısımlar tamamlanıyor.

İlk çağ uygarlıklarından Sümerlerin hemen her alanda olduğu gibi müzikte de yaptıkları bir çok şey var. Ancak bu anlamda elimizdeki en yetkin kitaplardan bir tanesi YKY tarafından çıkarılmış Türkiyenin en iyi müzikologlarından biri olan Evin İlyasoğlu nun Zaman İçinde Müzik adlı ansiklopedisidir.

Bu ansiklopediden Sümerlerin müzik yaşantısıyla ilgili bilgileri olduğu gibi aktarmak istiyorum.

Sümerler (İ.Ö. 4000-2300 ) Güney Mezopotamya da yaygınlaşan kültürleriyle, ekonomik örgütlenmede, yazıyı bulmada, yasalar çıkartmada, mimari ,matematik ve astronomi dallarından öncü olmuşlardır.

Site devletleri , rahip kralları , sulama yöntemleri, altın ve gümüşten değerli eşyaları, alçı tabletlere ve papirüse yazıp sakladıkları tılsımlı ilahilerle yaygın bir uygarlık yaratmışlardır.

Sümer Uygarlığını sürdüren Babil Krallığı ( İ.Ö.2500) aynı yörede etkin olmuş, ticarette ve savaş sanatında büyük ,ilerlemeler göstermiş; bu dönemde bilimsel gelişme, sanatsal gelişmenin önünde gitmiştir.

Sümer ve Asur kabartmalarında Mısır çalgılarına ek olarak santur benzeri iki değnekle çalınan bir çalgıya ve bağlama türündeki saplı çalgılara rastlanır.

Flüt, lir, arp, kamış düdükler ve davullarla sonradan ortaya çıkan trompetler, hemen hemen ortak çalgılardır.

Bütün bu uygarlıklarda müzik hem dinsel tapınma törenlerine özgü gizemli bir güç taşır, hem de şarap ve aşk gibi dünyasal zevklerin sesidir.

Zaman İçinde müzik sayfa 3-4

...............

Gördüğünüz gibi ilk basımı kasım 1994 yılında gerçekleşen ülkemizin müzik anlamındaki tek ansiklopedisinde bu konuyla ilgili başka bilgilere rastlayamazsınız.

Bu bilgiler sizi tatmin eder yada etmez ama sonuçta yetinmek zorundasınız.

Oysa bu ülkede tüm dünya tarafından kabul gören bir Sümerologumuz vardır.

Bildiğiniz gibi bu hepimizin yakından tanıdığı Muazzez İlmiye Çığ dır.

Bu ülkenin müzikologları ne yazık ki kapısını bir kez olsun çalmamıştır.Son derece kısıtlı bir bilgiyle müzik tarihi gibi gerçekten büyük bir araştırmayı ve aslında ilgili kişi için dünyada ayrı bir keyif olan çalışmayı gerektiği gibi yapmamışlardır.

Bir müzik eğitimcisi olarak bu anlamda müzik tarihçilerimizi gerçekten esefle kınıyorum.

Çünkü bu bilgiler yanlış bilgiler olmamakla birlikte eksik bilgilerdir.

Şimdi bu eksik kalan kısımları tamamlamaya çalışalım.

Ne yazık ki ben de dahil olmak üzere yıllarca elimdeki bilgilerden yola çıkarak öğrencilerime bu konularda eksik bilgi sunmak zorunda kaldım. Bu anlamda geçmişe dönerek tüm öğrencilerimden sanırım özür dilemeliyim.

Bu yıl belki de hayatımdaki en onurlu günü yaşayarak sayın Muazzez İlmiye Çığ ile birlikte bu konuyla ilgili yine onun önderliğinde sahip olduğum bilgileri tartışabilme imkanı buldum...

Elimden geldiğince bu bilgilerin müzik adına, tarih adına , gerçeklik adına geniş kitlelere ulaşması görevim diye düşündüğümden sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ülkemizin en büyük onur kaynaklarından biri olan Muazzez İlmiye Çığ bu anlamda kendisine düşen görevi diğer görevleriyle birlikte yerine getirmeye çalışıyor , en kısa zamanda bu konu da yeni bir kitabının çıkabileceğini düşünüyorum.

Sümerler bu ansiklopedi de anlatılan kısa bilgilerin ötesinde büyük bir uygarlıktı. Ve doğal olarak ta müzik hepimizi şaşırtacak kadar gelişmiş durumdaydı.

Yine uzun soluklu bir yazı olacağından bölümlere ayırarak bu konuyu aktarmaya çalışacağım.

Şimdilik var olması sebebiyle sayın Muazzez İlmiye Çığ a duyduğum büyük şükran ve sevgiyle bu bölümü kapatıyorum.

P9120290

sanem uçar